erkan

Archive for May, 2014|Monthly archive page

New photo from Facebook May 30, 2014 at 01:57PM

In Uncategorized on May 30, 2014 at 13:08

Kara propaganda medya kolları böyle başlamıştı işe. Via @enginbas #GeziyiHatırlat via Facebook Pages http://ift.tt/1heKubC

New photo from Facebook May 29, 2014 at 11:39PM

In Uncategorized on May 29, 2014 at 22:47

Freud. via @mortifera via Facebook Pages http://ift.tt/1heKubC

New photo from Facebook May 29, 2014 at 09:11PM

In Uncategorized on May 29, 2014 at 20:22

#GeziyiGezideHatırlat via Facebook Pages http://ift.tt/1heKubC

New photo from Facebook May 29, 2014 at 05:16PM

In Uncategorized on May 29, 2014 at 16:23

Bilgi güvenliği via @teakolik via Facebook Pages http://ift.tt/1heKubC

New photo from Facebook May 29, 2014 at 01:18PM

In Uncategorized on May 29, 2014 at 12:24

Bu dönemki tek #BilgiPRCC Kurumsal İletişim Sohbeti yarın 13te. Gelene belge felan vereceğiz. via Facebook Pages http://ift.tt/1heKubC

Biraz geciktik ama EFD 10. Yıl Partisinden…

In Uncategorized on May 29, 2014 at 12:06

http://ift.tt/1tq0kEd

10173821_10152023121256883_549030215247474943_n

Daha önce EFD bir milyonuncu ziyaret partisini videolaştıran M. Sami Okumuş bu partiyi de es geçmedi

Twitter ve Instagramdan düşenler burada.

 

 

10246308_890902457602519_7233311540857476012_n

Yusuf ve Aren’den gecenin tişörtü…

 

 

Bu muhteşem baskı tshirt Yusuf Kasuto ve Aren Arda Kaya’dan geldi.

En genç parti katılımcısı, Gülse. Burcu Keskin Gülen Kurt   ve Semih Oncel ‘e teşekkürler:)

 

Bu dönemin en gözde talebelerinden Müge Demirel ile..

 

Simge Tezel. rocknroll.

Bir dönem EFD yazarı da olmuş, pek muhterem Can Erol.

Solda Serhatcan Yurdam. EFD’nin en daimi yazarlarından Yusuf Kasuto ve Ahmet Bal ile.
Gülse annesi ve babasıyla birlikte. Gitmeyelim sonuna kadar kalalım derken (!)
Neslihan Ozturk #EFD10yaşında @tektekci de ev sahibi — with Kenan DursunGozde Durmus and Erkan Saka.
Gözde Şahan Street party mood, on at EFD’s 10th birthday. — at Tektekçi.
Şeyda’ Yiğit‎EFD 10 Yaşında (#EFD10Yaşında)  With Dimitri SanzoniErkan SakaYeşim MinnBurcu Yavaş and Gökşen Asia C.
Burcu ve Şeyda ile.
Peyote’de son demlenmeler…

 

Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/1wqxd7U

New photo from Facebook May 29, 2014 at 12:30AM

In Uncategorized on May 28, 2014 at 23:40

Şu anki ruh halimi Yıldız hanım ifade etmiş. Thanks @desfigures via Facebook Pages http://ift.tt/1heKubC

New photo from Facebook May 28, 2014 at 11:56PM

In Uncategorized on May 28, 2014 at 23:05

Ya Hak! via Facebook Pages http://ift.tt/1heKubC

Cengiz Aktar: AP seçimleri, Erdoğan ve Poroşenko

In Uncategorized on May 28, 2014 at 15:51

http://ift.tt/TTA8Hy

AP seçimleri, Erdoğan ve Poroşenko

Petro Oleksiyovych Poroshenko is a Ukrainian billionaire businessman and the President-Elect of Ukraine. Poroshenko served as the Minister of Foreign Affairs from 2009 to 2010, and as the Minister of Trade and Economic Development in 2012. Wikipedia

 

Seçimlerde pek bir sürpriz olmadı. Parlamento seçimleri oldum olası, Avrupa’nın derinleşmesi, federalleşmesi ve bütünleşmesi haricinde pek çok farklı nedenle oy kullanılan seçimlerdir. Ulusal sorunların ağır bastığı, Avrupakuşkucuların bu fırsatla öne çıktığı, her krizde sorumluluğu AB’ye atan kolaycı söylemlerin prim yaptığı, liste usulü nisbî temsil sayesinde küçük partilerin Avrupavekili çıkartma şansının yüksek olduğu, katılımın umumiyetle son derece düşük olduğu bir tuhaf seçimlerdir. Sonuçtan kimse memnun olmaz ve olan insanlık tarihinin en kalburüstü projesi olan AB’nin bekasına olur. Bu defa da aynı şey oldu. Yakından bakalım.

 

Seçimin dünya medyasında en çok itibar gören sonucu bazı üye ülkelerde milliyetçi aşırı sağın elde ettiği oy oranı ve özellikle kurucu ülke Fransa’daki Millî Cephe’nin %25’lik skoru. Geçmişteki milliyetçi, ırkçı icraatla yüzleşmemiş, siyaseten ve içtimaen tıkanmış Fransa için şaşırtıcı değil. Buna rağmen aşırı sağın Avrupa’daki genel durumu parlak değil.Belçika, Bulgaristan, Hollanda, İtalya, Romanya ve Slovakya’da aşırı sağ partiler eridi.

 

Yine de aşırı milliyetçi, yabancı ve farklı düşmanı, islamofob partiler Fransa’ya ilâveten Danimarka’da %23, Avusturya’da %20, Macaristan’da %15, Yunanistan’da %10 oy aldı. Bu skorlara bir veya iki vekil çıkartabilmiş partileri eklemek mümkün, ama o kadar. Bu partilerin ana ortak özellikleri aşırı milliyetçi olmaları, AB karşıtlıkları bunun dolaylı sonucu. Milliyetçilik, bir araya gelip bir grup kurmaları için yeterli olmadığı gibi, bir engel. Milliyetçilerin özelliği, unutmayalım, diğerinden nefret etmektir. Macar milliyetçisi ile Romen milliyetçisi, AB’den önce birbirlerinden nefret ederler. Nitekim 2009 seçimlerinden sonra Felemenk ve Frenk aşırı sağı ortaklığının hiçbir etkisi olmadı. Zira aşırı milliyetçi sağların manevra alanı Avrupa değil, kendi çöplükleri.

 

Diğer taraftan bu grubun, AB karşıtı tınıları başka partilerin açık AB kuşkuculuğuyla kesişiyor. İngiltere’de AB karşıtı, “İngilteremi geri istiyorum” diye tepinerek %28 oy alan UKİP ile İtalya’da %23 oy alan M5S Beş Yıldız Hareketi bunların en ağırları. Popülist, ciddiye alınacak politika önerisi olmayan, muhalefet için muhalefet yapan bu partiler tam anlamıyla aşırı sağda değil.

 

Bu iki grup, bugüne kadar olduğu gibi “AB karşıtı Avrupavekilleri” ile AB’nin nimetlerinden yararlanarak AB karşıtı patırtı yapmaya devam edecekler. AB’nin karar alma mekanizmalarını bloke edecek ağırlıkları olmadığı gibi Parlamento’da böyle bir olanak da yok. Son tahlilde de hiçbirinin, yumurta kapıya dayandığında, mükemmel İngiliz örneğinde görüldüğü gibi, AB’den çıkacağı yok.

 

AP seçimleri sonucunda, yeni Komisyon kurulacak. Başkanlığı için en güçlü aday Hıristiyan Demokrat ve federalist olan Lüksemburglu devlet ve “Avrupa adamı” Juncker, İngiliz vetosuna takılmazsa…

 

Genişlemeden 10 yıl sonra doğusuyla lâyıkıyla bütünleşememiş AB’nin Demir Perdenin açılmasından beri Rusya ile en ciddî krizini yaşaması bütünleşmeyi canlandıracaktır. Ve AB herşeye rağmen bir şekilde yoluna devam edecektir, eğer savaş istenmiyorsa!

 

Türkiye’nin, artık tarih olan üyelik süreci AB’nin dirilmesinin önündeki en büyük fırsattı, bir daha gelmez. Eğer bir siyasî deprem olmazsa Türkiye’nin üyeliği artık öngörülebilir olmaktan çıkmıştır. Başbakanın aşırı özgüvenli bir üçüncü dünya siyasetçisi olarak gidip AB’nin temel değerlerinden basın ve ifade özgürlüğüne atıp tutması, Alman Başbakanını yuhalatması zaten varolan Türkiye karşıtlığına tuz biber ekti. Bunun bedelini önce oradaki Türkiyeliler ödeyecek.

 

Pazar Ukrayna’da cumhurbaşkanlığı seçimi vardı. Rusya’nın, AB’nin aksine, zorla genişleme politikasının kurbanı Ukrayna’nın yeni yöneticisi Poroşenko ilk demecinde “AB üyeliği” dedi!    

 

Bu yazı ilk olarak Taraf’ta yayınlandı. Yazarın izniyle burada da yayınlanıyor. 

Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/TTA8HK

Alaz Kuseyri (@AlazKuseyri) Soma ziyaretini yazdı….

In Uncategorized on May 28, 2014 at 15:14

http://ift.tt/1nANLpG

<img src="http://ift.tt/1nANLpG&quot; alt="Photo: Bugün Soma'daydık. Hayatını kaybeden madencilerin ailelerini ziyaret ettik. Başka bir madende çalışan işçi bize şunları söyledi: Eskiden kahvehaneye giderdim, artık gitmiyorum. Çünkü kahvehanede hiç arkadaşım kalmadı… </p>
<p>Yaşanan facianın büyüklüğünü bu sözlerden daha etkili bir şekilde anlatan hiçbir şey duymamıştım.” />
Bu hafta sonu Soma’daydık. Hayatını kaybeden madencilerin ailelerini ziyaret ettik. Başka bir madende çalışan işçi bize şunları söyledi: Eskiden kahvehaneye giderdim, artık gitmiyorum. Çünkü kahvehanede hiç arkadaşım kalmadı…Yaşanan facianın büyüklüğünü bu sözlerden daha etkili bir şekilde anlatan hiçbir şey duymamıştım.

 

 

Gezimizden fotoğraf paylaşıp ne kadar süper insanlarız, bakın neler yapıyoruz havası yaratmayacağım. Eğer Soma’yı merak eden varsa yazımı okuyabilir:

 

Soma için ne yapabilirsiniz? Çok şey yapabilirsin. Kesinlikle Soma’ya gidin. Yalnız ya da arkadaşlarınızla… Dışarıdan biri gelip çocuklara ufak bir oyuncak verdiğinde bile insanların yüzü gülüyor, çünkü yalnızlar ve yarın ne olacağını bilmiyorlar. Öyle dışarıdan göründüğü gibi değil, sanki Türkiye’nin tamamı oradaymış falan gibi düşünmeyin.

 

Biz her gittiğimiz yerde büyüklerin ellerini öptük, küçüklere oyuncak verdik, acılarına ortak olmaya çalıştık. Oyuncağı seçmemizin nedeni ise çocukların ciddi derecede psikolojik olarak zedelenmiş olmaları. Ufak bir gülümseme… Birkaç dakika mı sürüyor? Varsın sürsün. Şu an ilk etapta ne yapabileceğimiz önemli. Birkaç dakika yüzünün gülmesini sağlayamadığınız birinin hayatını değiştireceğinizi mi sanıyorsunuz? Zaten biz onların hayatını değiştirmiyoruz, onlar bizim hayatımızı değiştiriyor. Öyle çok büyük işler yapıyoruz havalarına girmeyelim. Kimsenin iğrenç siyasi tartışmalarıyla, hesapçılığıyla, ama öyle yaparsak şöyle olur, şöyle yaparsak böyle anlaşılır, hem şimdi zamanı mı gibi sorularıyla ilgilenmiyorum.

 

Ziyaret ettiğimiz yerlerdeki insanların bilgilerini toplamaya çalıştık. İlköğretimden tutun üniversite çağına kadar küçük burslar bile ayarlamak çok önemli. “Devlet Baba”dan ne zaman ne geleceğini bilmiyorum. Oradan gelecek merhem de ayrı bir tartışma konusu, çünkü bu yarayı onlar açtı.

 

Ne yapabilirsiniz? Mesela bir çocukla arkadaş olun ve her hafta onu arayın. Derdiyle dertlenin, sevinciyle siz de mutlu olun. Arada yaşadığınız şehire davet edip maça gitmek çok mu zor? Ya da sinemaya gitseniz? Tiyatro? Lunapark? Tekrar tekrar söylüyorum, gidip acılarına ortak olmak çok önemli. Her gittiğimiz yerde sempatiyle karşılandık. Öte yandan bunlar ilk etapta yapılabilecekler.

 

Türkiye’deki taşeron sistemini değiştirmek, asgari ücretlisinden tutun da iyi maaş alanlara kadar herkese insanı şartlar sağlamak konusunda üzerimize ne düşüyorsa yapmalıyız. Üzerimize de şu an dağlar düşüyor, bu nedenle dağlar kadar iş yapmalıyız. Kamuoyu oluşturmak bizim elimizde. İnanmayan varsa sussun ve kimsenin enerjisini soğuk devlet dairesi gibi emip almasın.

 

Bugün iyi maaş alıyorum, evim fena değil, bankada param var, yaz tatillerim güzel vs diye düşünmeyin. Çürümenin yukarıya tırmanması an meselesi. Henüz sosyal haklar konusunda emekleme aşamasındayız. “Yurt dışında yılda 100 bin dolar alan madenci nasıl yaşıyor, Türkiye’de yılda 10 bin küsür lira kazanan madenci nasıl yaşıyor ve neden böyle?” sorusunun cevabını gerekirse her dakika düşünelim. Cevaplar çok basit görünse de aslında ülkeyi çökertmek üzere olan bir yozlaşmadan söz ediyoruz. Bu çürümenin boyutu Soma faciası yaşandığında bilmem kimin konserinden gülücükler eşliğinde video paylaşmaktan tutun da bugünlerde katıldığınız festivallerde hop hop hoplamaktan görünebilir. Tamam eğlenelim, ben de eğleniyorum da, eğlenmekten öte insan gibi davranmak daha önemli. Başkalarının acısına biraz saygılı olmayı öğrenelim.

 

Cevaplar çok basit, ama çok da derin. Bu ülkede tarihin en büyük iş kazalarından, pardon iş cinayetlerinden birinin daha iki hafta önce yaşandığını, iki haftadır hasta olan ve henüz bugün kendisine gelip gündemi takip etmeye çalışan birine anlatamayız. İlk sözü şaka mı bu olur. Yaşadığımız yozlaşma bizi toplumsal çöküşün kıyısına götürüyor. İşimiz zor. Kaybedecek zamanımız yok. Bugün bir şeyleri değiştirmeye, çevremizi insan olmaya davet ederek başlayalım.

Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/1nANLG8