erkan

Alaz Kuseyri (@AlazKuseyri) Soma ziyaretini yazdı….

In Uncategorized on May 28, 2014 at 15:14

http://ift.tt/1nANLpG

<img src="http://ift.tt/1nANLpG&quot; alt="Photo: Bugün Soma'daydık. Hayatını kaybeden madencilerin ailelerini ziyaret ettik. Başka bir madende çalışan işçi bize şunları söyledi: Eskiden kahvehaneye giderdim, artık gitmiyorum. Çünkü kahvehanede hiç arkadaşım kalmadı… </p>
<p>Yaşanan facianın büyüklüğünü bu sözlerden daha etkili bir şekilde anlatan hiçbir şey duymamıştım.” />
Bu hafta sonu Soma’daydık. Hayatını kaybeden madencilerin ailelerini ziyaret ettik. Başka bir madende çalışan işçi bize şunları söyledi: Eskiden kahvehaneye giderdim, artık gitmiyorum. Çünkü kahvehanede hiç arkadaşım kalmadı…Yaşanan facianın büyüklüğünü bu sözlerden daha etkili bir şekilde anlatan hiçbir şey duymamıştım.

 

 

Gezimizden fotoğraf paylaşıp ne kadar süper insanlarız, bakın neler yapıyoruz havası yaratmayacağım. Eğer Soma’yı merak eden varsa yazımı okuyabilir:

 

Soma için ne yapabilirsiniz? Çok şey yapabilirsin. Kesinlikle Soma’ya gidin. Yalnız ya da arkadaşlarınızla… Dışarıdan biri gelip çocuklara ufak bir oyuncak verdiğinde bile insanların yüzü gülüyor, çünkü yalnızlar ve yarın ne olacağını bilmiyorlar. Öyle dışarıdan göründüğü gibi değil, sanki Türkiye’nin tamamı oradaymış falan gibi düşünmeyin.

 

Biz her gittiğimiz yerde büyüklerin ellerini öptük, küçüklere oyuncak verdik, acılarına ortak olmaya çalıştık. Oyuncağı seçmemizin nedeni ise çocukların ciddi derecede psikolojik olarak zedelenmiş olmaları. Ufak bir gülümseme… Birkaç dakika mı sürüyor? Varsın sürsün. Şu an ilk etapta ne yapabileceğimiz önemli. Birkaç dakika yüzünün gülmesini sağlayamadığınız birinin hayatını değiştireceğinizi mi sanıyorsunuz? Zaten biz onların hayatını değiştirmiyoruz, onlar bizim hayatımızı değiştiriyor. Öyle çok büyük işler yapıyoruz havalarına girmeyelim. Kimsenin iğrenç siyasi tartışmalarıyla, hesapçılığıyla, ama öyle yaparsak şöyle olur, şöyle yaparsak böyle anlaşılır, hem şimdi zamanı mı gibi sorularıyla ilgilenmiyorum.

 

Ziyaret ettiğimiz yerlerdeki insanların bilgilerini toplamaya çalıştık. İlköğretimden tutun üniversite çağına kadar küçük burslar bile ayarlamak çok önemli. “Devlet Baba”dan ne zaman ne geleceğini bilmiyorum. Oradan gelecek merhem de ayrı bir tartışma konusu, çünkü bu yarayı onlar açtı.

 

Ne yapabilirsiniz? Mesela bir çocukla arkadaş olun ve her hafta onu arayın. Derdiyle dertlenin, sevinciyle siz de mutlu olun. Arada yaşadığınız şehire davet edip maça gitmek çok mu zor? Ya da sinemaya gitseniz? Tiyatro? Lunapark? Tekrar tekrar söylüyorum, gidip acılarına ortak olmak çok önemli. Her gittiğimiz yerde sempatiyle karşılandık. Öte yandan bunlar ilk etapta yapılabilecekler.

 

Türkiye’deki taşeron sistemini değiştirmek, asgari ücretlisinden tutun da iyi maaş alanlara kadar herkese insanı şartlar sağlamak konusunda üzerimize ne düşüyorsa yapmalıyız. Üzerimize de şu an dağlar düşüyor, bu nedenle dağlar kadar iş yapmalıyız. Kamuoyu oluşturmak bizim elimizde. İnanmayan varsa sussun ve kimsenin enerjisini soğuk devlet dairesi gibi emip almasın.

 

Bugün iyi maaş alıyorum, evim fena değil, bankada param var, yaz tatillerim güzel vs diye düşünmeyin. Çürümenin yukarıya tırmanması an meselesi. Henüz sosyal haklar konusunda emekleme aşamasındayız. “Yurt dışında yılda 100 bin dolar alan madenci nasıl yaşıyor, Türkiye’de yılda 10 bin küsür lira kazanan madenci nasıl yaşıyor ve neden böyle?” sorusunun cevabını gerekirse her dakika düşünelim. Cevaplar çok basit görünse de aslında ülkeyi çökertmek üzere olan bir yozlaşmadan söz ediyoruz. Bu çürümenin boyutu Soma faciası yaşandığında bilmem kimin konserinden gülücükler eşliğinde video paylaşmaktan tutun da bugünlerde katıldığınız festivallerde hop hop hoplamaktan görünebilir. Tamam eğlenelim, ben de eğleniyorum da, eğlenmekten öte insan gibi davranmak daha önemli. Başkalarının acısına biraz saygılı olmayı öğrenelim.

 

Cevaplar çok basit, ama çok da derin. Bu ülkede tarihin en büyük iş kazalarından, pardon iş cinayetlerinden birinin daha iki hafta önce yaşandığını, iki haftadır hasta olan ve henüz bugün kendisine gelip gündemi takip etmeye çalışan birine anlatamayız. İlk sözü şaka mı bu olur. Yaşadığımız yozlaşma bizi toplumsal çöküşün kıyısına götürüyor. İşimiz zor. Kaybedecek zamanımız yok. Bugün bir şeyleri değiştirmeye, çevremizi insan olmaya davet ederek başlayalım.

Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/1nANLG8

About these ads

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 25 other followers

%d bloggers like this: