erkan

Vildan Orancı (@lilobocegi) Porto şehri üzerine yazdı…

In Uncategorized on May 6, 2014 at 23:05

http://ift.tt/1fRgaXL

,porto1

“UNESCO koruması altındaki muhteşem binaların bir kısmının restorasyon işlerini yeni bitirmişler. Restorasyonları yaparken ise burada yaşayan insanları geçici süreliğine yine hemen bu binaların yanına/arkasına yaptıkları geçici aprtmanlara yerleştirmişler, yerlerinden yurtlarından ayrı kalmasınlar diye, geçici olarak olsa bile…binaların restorasyonu bitince hepsini geri getirmişler.”

Porto

Sanırım Porto’ya gitmenin en kötü yanı oradan eve dönmenin çok  zor olması…

Porto, Portekiz’in başkenti Lizbon’dan kuzeye doğru trenle yaklaşık 3-3.5 saat uzaklıkta çok şirin bir şehir. Aslında Porto deyince aklıma hep küçük bir kasaba gelmiştir ama Porto o kadar da küçük değil. Bir kere içinde metro var, şehir merkezi düzayak yürünebilir olsa da bir çok yere gitmek için metro ya da otobüs gerekli.

İlk önce ziyaret edilecek yer sanırım şehrin tam kalbinde buluna Sao Bento tren istasyonu. Zaten şehirlerarası yolculuklarda ya buraya ya da Sao Bento’ya 1 durak uzaklıktaki Campanha’ya iniyorsunuz. Sao Bento’dan aşağıya doğru indiğinizde (aşağı yukarı kavramlarıyla yön bulma çok kolay Porto’da, çünkü İstanbul’dan bile daha yokuşlu) ver elini Douro nehri’nin kıyıları !

Porto, Avrupa’da gördüğüm en ucuz şehirlerden biri, 0.75 cent’e dünyanın en güzel latte’sini, 5 euro’ya nefis okyanus ahtapotu yiyebilirsiniz. Ancak Porto’nun en meşhur balığıBacalhau (İngilizcesi Cod fish). Bunun dışında, diğer tüm deniz ürünleri çok güzel ve uygun fiyatlı. Hatta nehrin kenarında o muhteşem manzarada dahi kişi başı 10-15 euro’ya ziyafet çekebilirsiniz, şarabı dahil. Şarap demişken meşhur Porto şarabı, hafif tatlı bir aparetif, yani pek sofra şarabı olduğu söylenemez. Yemeklerin üstüne aparetif niyetine içilebilir, öyle çok hafif de değil ama likör kıvamında.

Resimlerde gördüğünüz nehrin kıyısındaki bu UNESCO koruması altındaki muhteşem binaların bir kısmının restorasyon işlerini yeni bitirmişler. Restorasyonları yaparken ise burada yaşayan insanları geçici süreliğine yine hemen bu binaların yanına/arkasına yaptıkları geçici aprtmanlara yerleştirmişler, yerlerinden yurtlarından ayrı kalmasınlar diye, geçici olarak olsa bile…binaların restorasyonu bitince hepsini geri getirmişler.

 

Porto’da ve Lizbon’da da, binaların üstü değişik renk ve desenlerde çinilerle kaplı. Hatta bu manavı çok sevdim ben, tarihi çinilere asmış soğanları ne güzel…  :-)

photo 2

photo 4 (2) photo 5 (2)

 

 

photo 1 (5)

photo 5 (3)

photo 2 (5)

photo 2 (6)

photo 3 (4)

Sanat galerileri, vintage dükkanları, el işleri sevenler ‘art district’ denen Rua Miguel Bombarda caddesine mutlaka uğramalı. Hatta burada sadece sanat ve dekorasyon mağazalarından oluşan küçük bir alışveriş merkezi bile var. Adı CC Bombarda.

_DSC0880

photo 2 (4)

_DSC0908

photo 5 (4)

Sanırım en güzel kısmı sonra sakladım… Atlantik, 500 no’lu otobüsle ya da metro’yla 15-20 dakikada ulaşabilirsiniz! Ya da nehrin kenarından kenarından yürüyerek 1-1.5 saatte okyanusa varabilirsiniz.

photo

Nasıl Gidilir:

Dedim ya, Önce Lizbon’a oradan trenle 3-3.5 saatte Porto’ya. Lizbon havaalanından metroyla kırmızı hat üzerindeki Oriente‘ye gelin, burası ana tren istasyonu, bir üst kattan 30 euro’ya biletinizi alın…

Bu yazı ilk olarak Vildan’ın kendi blogunda yayınlandı. İzniyle burada da yayınlanıyor… 

Enhanced by Zemanta

Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/1fRgbuL

About these ads

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 26 other followers

%d bloggers like this: